Özel Arama

HOŞGELDİNİZ

2/9/2008

>> Osman Dayı -2-

Osman amca bir gün rahatsızlanmış. En küçük oğlu Ahmet Balıkesir’e doktora götürmüş. Doktorun muayenesinde doktoru beklerken sekreterin yanına gidip:

 

            —Babam çok sigara içiyor. Doktor geldiğinde söyleyin de biraz korkutsun babamı.

 

Demiş. Ve Osman amcaya sıra gelmiş. Doktor Osman amcayı görür görmez:

 

—Senin suratın ne öyle, sigara içiyorsun değil mi?

—Evet içiyorum.

—Bak baştan konuşalım eğer sigarayı bırakmayacaksan seni hiç muayene etmeyeyim. Zaten bu gidişle çok yaşamazsın. Kesin senin beyin damarlarında tıkalıdır, yüzünden belli zaten. Gidin bir beyin filmi çektirin.

 

Cihaza giren Osman amca çıktığında sürekli söyleniyormuş. Ahmet sormuş ne oldu diye:

 

—Oğlum ben korktum içerisinde. Sana bağıracaktım Ahmet Ahmet diye.

 

Filmi alıp getirmişler doktora. Doktor filme bakmış Osman amcaya da:

 

—Bak bak görüyor musun tıkalı damarı, eğer sigarayı bırakmayacaksan sana ilaçta yazmayacağım.

 

Demiş. Ne yapsın Osman amca, doktorun yanında sigara paketini oğluna vermiş, tamam içmeyeceğim demiş. Kasabaya geri dönmek için otobüsün yanına geldiklerinde çay içmek için kahvehaneye oturmuşlar. Ahmet’in anlatımıyla:

 

            —Valla bizim peder, sigarasız çayı içemedi. Öksüz çocuk gibi kaldı. Sonra birer çay daha istedik. Ben oralet içeceğim dedi. Otobüste gelirken de hiç konuşmadı.

 

Kasabaya geldiklerinde Ahmet kahveye gitmek için yanından ayrılırken aralarında geçen konuşma:

 

—Ahmet oğlum

—Ne oldu baba

—Tamam, yok bir şey.

 

Tabii Osman amca Ahmet’ten sigara isteyecek ama isteyememiş.

 

Ahmet tarlaya götürmüş Osman amcayı. Yanlarından ayrılırken de annesine birkaç tane sigara bırakmış.

 

—Çok sinirlenirse verirsin birer birer.

 

            Ertesi gün Ahmet yine tarlaya gitmiş. Tarlaya girdiğinde birde ne görsün. Tarlanın içinde tencere-tabak-çatal-kaşık ne ararsan var. Osman amca çardakta ne varsa hepsini tarlanın içine fırlatmış sigarasızlıktan. Ahmet çardağa gelmiş, bir bakmış çardağın içi de aynı. Yatak yorgan ne varsa hepsini karıştırıp sigara aramış. Osman amca da dalın dibine oturmuş, kafayı da öne eğmiş, surat asık. Osman amcanın komşu tarlada bulunan arkadaşı da O gün gelmemiş. Sigara isteyecek. O’nada söylenip dururmuş.

           

— Bu adamın da bugün gelmeyeceği tuttu.

 

Ahmet annesine:

 

—Anne ne oldu burada?

—Ne olacak oğlum. Dağıttı ortalığı, şuna sigara ver de içsin. Ölecekse de ölsün, yoksa beni öldürecek bu adam.

—Dün giderken verdim ya sana sigara onları vermedin mi?

—Hadi oğlum hadi, sen dereye inmeden içti onları. Çardağın içini de dağıttı.

—Hadi sen bir çay yap ta içelim anne. Çay içer misin baba?

 

Osman amca sinirli:

 

—Ben çay falan içmeyeceğim, bakın buraya yuvarlak çiziyorum. Bu yuvarlağın içinden de çıkmayacağım.

.

Ahmet dayanamamış bir sigara uzatmış babasına.

 

—Ben sigara falanda içmeyeceğim. Yemekte yemeyeceğim.

 

Demiş Osman amca, ama yinede sigarayı almış ve yakmış. Ahmet ona bakmadığı zaman hızlı hızlı çekiyormuş sigaradan. Bu arada Ahmet’in gözüne ağaca bağlı duran at ilişmiş.

 

—Onu niye bağladınız oraya

—Neden olacak oğlum, O da cezalı.

 

Demiş annesi. Ahmet bakmış bu iş böyle olmayacak yanında getirdiği sigaraları vermiş babasına, tarladan ayrılmış.

 

1/9/2008

>> Osman Dayı -1 -

Osman Dayı (Lakabı Şıtan Osman), çok çabuk sinirlenen aynı zamanda hazır cevap ve kafasına koyduğunu hemen yerine getiren, böyle durumlarda kimseyi dinlemeyen ve bir o kadar da muzip birisi. Eşi de ona müthiş bir partner saf kalpli, sessiz… Bu ailenin affına sığınarak kendi aralarında yaşadıkları hadiseleri eğlenceli bir şekilde anlatmaya çalışacağım.

1- Osman dayı bir gün Ayşe yengeme bir konudan dolayı çok sinirlenir. Bu sinirle hararetli bir şekilde evde kap kacak ne varsa sokağa pencereden fırlatmaya başlar. Sokaktan geçen bir bayan üzerine bir şey geleceğinden korkarak durur.

Osman Dayı der ki:

— Geç yenge geç evde daha atılacak çok şey var…

 

2 - Hava soğuk evde soba yanıyor. Kerim kalkar dışarıya çıkar Osman dayı arkasından bağırır:

— Kerim kapıyı kapat oğlum…

Kerim;

— Tamam baba...

der ancak kapıyı kapatmadan ayrılır. Kalkar Osman dayı kapatır. Bir süre sonra Ali ayrılır, O’da aynı, derken Ahmet’de bu şekilde... Osman dayı sinirden dayanamaz. Kalkar kapıyı menteşeden çıkartır Sofu Mehmet’in duvarına kucaklayarak götürür. Aynı zamanda şöyle der;

— Bu kapı kapanmayacaksa burada işi ne…

3- Kasabamızda düğünlerde yemek yapılır bundan da yakın komşu aileler evlerine götürerek birlikte yerler. Ayşe yenge de bir sofra yemek alır eve gider sofrayı koyarlar ancak Kerim:

— Valla benim karnım tok, yahniden iki kaşık alıp kalkacağım yahniyi sofraya koyuver anne!

Ardından Ali:

— Benim da canım bir şey istemiyor tatlıyı da koysana anne...

Ahmet:

— Ben hamur aşından -Yoğurtlu Makarna- yiyecem...

Osman dayının son durumunu tahmin edebiliyorsunuz herhalde icraatını da ben söyleyeyim,

Gelen yemeklerin hepsini sofranın üzerine döker –Çorba, Fasulye, Yahni, Pilav, Yatlı, Salata - başlar kaşıkla hepsini karıştırmaya...

— Bu yemek bitene kadar herkes yiyecek.

 4 - Osman dayı sinirlenmiş bir şeye öfkesini karısından alacak ama bahane yok Sonunda bulur. Bulur bulmasına da, Ayşe yenge de durumu bildiğinden, ne derse yapacağım der.

 

 

— Aşa yatakları at…

kadıncağız atar.

— Aşa yatakları kaldır...

— Aşa Yatakları at...

— Aşa yatakları kaldır...

bu birkaç kez devam eder.

Ayşe yenge pes eder. Yapacak bir şeyi kalmamıştır.

— Aşa yatakları at...

Ayşe Yenge:

— Atmıyom len...

— Sen bana karşı mı geliyorsun?

1/9/2008

>> Fedayi nine

Fedayi nine  80 yaşlarında (kulakları çınlasın) kasabaya birgün adamın biri eşekte köfelerle soğan falan satmaya gelmiş. Fedayi nine de ihtyacı var ve sıkı bir pazarlıkçı aralarında geçen konuşmaya bakın hele:

F. Nine

---Kaçpara soğan oğlum.

satıcı

----50 lira nine

F. Nine

----- ıııııı?!!!

----- Elli melli deyipdurma işte ver yüzdende iki kilo alalım. 

<- :: Sonraki Sayfa ->